Sabah gazetesi köşe yazarı Yavuz Semerci’nin, Türk Telekom Yönetim Kurulu Üyesi ve önemli miktarda hisse sahibi Abdullah Tivnikli, Sabah Gazetesi eski yöneticisi Fatih Saraç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Milli İstihbarat Teşkilatı arasındaki derin ilişkileri anlatan köşe yazısını paylaşmak istedik.
TİVNİKLİ, ERDOĞAN VE MİT...
Bu ülkede iş yapan ve hükümete göbekten bağımlı olmayan, ideolojik kodları tutmayan her işadamı
korkmalı. Titremeli. Biat etmeli. Nefesini bile alırken, saygısızlık ederim korkusuyla endişe etmeli.
Nedeni, hükümetin kendisine yönelebilecek öfkesi de değil üstelik. Bu ülkenin istihbarat teşkilatı, kimi
işadamına bilgi desteği veriyorsa, onun adına dinleme kayıtlarını buluyorsa, ülkenin çivisi çıkmış
demektir. Ürkütücü bir parti devletine doğru yelken açtığımız anlaşılıyor...
Fatih Saraç‘ı tanımıyorum... Bir kere telefonla konuşmuşluğum var. Yazdığım köşe yazısını
beğenmemiş. Beni eleştirdi. Kibardı ve makul bir konuşmaydı... Bir de ses kayıtları ortaya çıktıktan
sonra 1 saate yakın Habertürk binasında sohbet ettim. Başbakan Erdoğan‘ı aile büyüğü olarak kabul
eden, ona inanan ve her dediğini yapmanın görevi olduğunu düşünen birisi. Yakından tanıdığını
bildiğim kişilere sorduğumda “Bakmayın işadamı denildiğine son derece mütevazı yaşayan ve varlık
sahibi olmayan kişidir” denildi... Çok mühim de değil esasında. İnsanların haklı veya haksızlığı
varlıklarına göre değişmiyor en nihayetinde...
Abdullah Tivnikli‘yi de tanımam. Bir kere tanıştık. 1 saate yakın konuşmuşluğum var. Öğle yemeği
yedik. Ben sordum, o yanıtladı. Adını çok duydum. Bu köşede kendi yöneticisi olduğu bankadan kredi
almasını eleştirdim... Hâlâ da aynı görüşü savunuyorum. Ama en nihayetinde bu ülkenin en saygın
kurumlarından Türk Telekom’un yöneticisi, Kuveyt Türk’ün kurucusu, yöneticisi ve küçük hissedarı...
Türk Telekom’da sözü dinlenen birisi... Özellikle Körfez’den gelen sermayenin dikkate aldığı birisi.
İkisi de Başbakan Erdoğan‘a yakın... Fatih Saraç, Habertürk Gazetesi’de yönetici (idi, artık değil).
Digiturk ihalesinde bu 2 kişi karşı karşıya geliyorlar. Fatih Saraç Ciner Medya’yı, Tivnikli Türk
Telekom’u temsil ediyor. İhale için nabız yoklanıyor. Konuşuyorlar. Saraç, Tivnikli‘ye Digiturk’e talip
olmasının mantığını soruyor. Onun gibi dini bir kişiliğin erotik yayıncılığa talip olmasının haber değeri
taşıdığını ve haber yapacaklarını söylüyor. Buraya kadar normal bir muhabbet. Kabul edilebilir. Tivnikli
tehdit edildiğini ve kamuoyunda kişilik haklarının zedelendiğini ileri sürerek mahkemeye başvuruyor.
(Benim de içinde yer aldığım pek çok kişiyi mahkemeye veriyor...) Burası da normal. Hiç kimsenin
yargısal dokunulmazlığı yok. Mahkeme devreye girer, yargılama olur, konunun haber değeri varsa
beraat gelir yoksa ceza... Asıl bundan sonrası vahim ötesi...
Son ses kayıtlarına göre işin içine MİT giriyor... Tivnikli konuşma kaydını MİT’ten istiyor! İnsan hayret
ediyor. MİT bu konuşmayı dinliyor mu? Dinliyormuş... Neden Milli İstihbarat Teşkilatı, bir işadamına
servis yapıyor? Ya da şöyle sorayım: Bir işadamı nasıl oluyor da MİT’ten bilgi isteyebiliyor ve bilgi
alabiliyor? MİT Müsteşarı’nın özel kalem müdürüne “Ankara’dayım. Randevum var. Şu saatler
arasında boşum, şu saatte görüşebilirim” diyebilecek kadar yakın olabiliyor? Üstelik MİT’ten bu bilgiyi
isteyen bir işadamı; yöneticisi olduğu Türk Telekom’un sabit hatlarına ilişkin nasıl bir tasarrufta
bulunduğunu düşünmek bile istemiyorum.
Sadece bununla kalınsa anlayacağım... Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan (eğer o ses kaydı doğru ise)
Sabah ve atv’de yayınlanacak manşet bilgisini verdikten sonra MİT’in desteğini istiyor. Babası da
“Bakarız” diyor... “Saçmalama, koskoca MİT suçladığımız insanların aleyhinde bilgi mi toplayacak?”
demiyor...
Böyle bir ülkede kim nasıl ihaleye girebilir ki? MİT’in yanı başında olduğu kişilerle nasıl rekabet
edebilirsiniz ki? Bence korkun... Korkmaya devam edin, ama sesiniz çıkmadığı için yırttığınızı da
sanmayın... Anladınız siz!
|