TELEKOMÜNİKASYON SİSTEMLERİ ÜZERİNDEN İÇERİK SUNULMASI ÜZERİNE BİR ANALİZ
1992 yıllarıydı. O zaman ki PTT Genel Müdürlüğü projesi olarak başlatılan ve Grup Başmühendisliğini yapmakta olduğum Data Transmisyon ve Elektronik Cihazlar Grup Başmühendisliğinin görev alanında bulunan TELEBİLGİ adı altında bir servis deneysel olarak az sayıda kullanıcının hizmetindeydi.
Bu servis 3 rakamlı 144 numaralı bir erişim numarası telefon hattı üzerinden aranıyor ve V.23 Modem olarak bilinen 600 Bps lık (download) ve 75 Bps (upload) hızı ile bir bilgisayarda yüklü bulunan içerikleri online olarak alabiliyordu. Bu altyapı hizmeti deneysel olarak az sayıda bir kullanıcıya yaklaşık 30 kişinin aynı anda ulaşabilmesine göre planlanmıştı. Kullanıcının evindeki veya işyerindeki telefon üzerinden bağlanabilen görüntüleme cihazları halen Fransa’da önemli ölçüde İnternet’ e erişim için (64 Kbps) kullanılan 600/75 Bps hızındaki dahili ( internal) modemlere sahip MİNİTEL terminalleri idi.
Daha sonraki yıllarda bu proje genişletilmek istenmişti. Videotext adı altında 6 il merkezine erişim nodları (Video Access Point, VAP) kuruldu. Ancak bu projenin akibeti teknik birkaç sorun yüzünden hata ile sonuçlandı.
Bir bilgi bankasına erişim ve bilgi alnmasına yönelik bu TELEBİLGİ ve VİDEOTEXT denemelerinden önce Türkiye'de BBS olarak bilinen ve ev veya iş yerlerindeki telefon hatlarına modemler konulmak suretiyle bilgi sunmaya çalışan tek tük bilgisayar bağlantıları vardı. (Örneğin bir Elma Kurdu derneği vardı ve bu dernek Macintoch ve Apple bilgisayarları üzerinden dial-up erişimcilere kendi içeriklerini sunmaya çalışırlardı. Bu derneğin Apple fanatikleri kendi bigisayarlarının bulunduğu derneklerinde kasalarca dolusu elmaları Apple firmasına nezaketen gelen dernek üyelerine ikram ederlerdi, hiç çay içmezlerdi)
O tarihlerde tüm dünyada elektronik alış-verişin o zaman ki başlıca altyapısı olan Telebilgi veya Videotext sistemleri tüketicilerin bir terminal üzerinden bir veri bankasına erişip elektronik kataloglardan seçimler yapma, onları tarayıp, fiyatlarını ve kalitelerini karşılaştırarak sipariş verebilme, elektronik mesaj servisleri, ticari işlemlere ilişkin servisler, eğitim ve kişisel işlemler ile ilgili hizmetler alabilmekteydiler.
Dünyadaki Videotext sistemleri tüm dünyada başarısızlığa uğramış olmasına rağmen İÇERİK YÖNETİMİ kapsamında 1990 lı yıllarda büyük başarılara imza atılmıştır. Bu yıllarda bu altyapıya sahip Fransa’ nın başını çektiği birçok Avrupa ülkesi ve ABD de İçerik Servis Sağlayıcı (Content Service Provider) anlamında CSP ler ortaya çıkmış ve bazılarının o yıllarda telekomünikasyon sektöründe sadece ISP lerin olduğu zannettiği bir dünyada İÇERİK altyapısını kurmaya başladılar. (Bakınız: Servis sağlayıcıları ve lokasyonları şekli) Bir diğer adı da VASP (Value Added Service Provider) olan servis sağlayıcılar sektörü monopol pazarlarda tüm dünyada olduğu gibi bizde de ‘erişimi ben veriyorsam içeriği de veririm’ yaklaşımı tartışmaları içinde kaybolup gitti. Zira monopol pazarlarda üçüncü taraf her zaman abone ile tekel firma arasına giren kara kedi olarak algılanmıştır. ( Daha sonraki yıllarda bu katma değerli servisler mobil ağlar üzerinden SMS, MMS ve GPRS olarak mobil operatörler tarafından karasal veri aktarma lisansı alan şirketler (VSAT gibi) 3. Taraflar olarak sağlanmış ancak bu sefer de ‘misafir misafiri sevmez ev sahibi ikisini de sevmez’ misali bu firmalar YASAL ZORUNLULUKTAN DOLAYI tarife ve mevzuat baskısı ile 'içerik host’ oranının düşük olmasına yönelik durumu meydana çıkarmıştır. )

Şekil: Servis Sağlayıcı tipleri ve lokasyonları.
Bu altyapılar üzerinden tüketiciler yerel ve ülkesel perakendecilerden sipariş alabilmekte, bankaların bilgisayar merkezleriyle doğrudan bağlantı kurarak, banka işlerini halledebilmekte, gazeteler daha basılmadan içeriğini görebilmekte, uçak, otel, oto kiralama, tiyatro vb.rezervasyonları yapabilmekte, ansiklopedinin metnine bakabilmekte, üniversite derslerini izleyebilmekte, maç ve konser biletlerini satın alabilmekte, oyunlar oynayabilmektedirler. Ayrıca, bu yolla onarım, bakım, ilk yardım, fitness, ev dekorasyonu vb. konularında akıl danışabilmekte kişiler birbirlerine mesaj ve tebrik kartı gönderebilmektedirler. Bu yıllarda en önemli ağlar IBM ve Sears firmaları ortaklaşa Trintex adlı ağı ve AT&T şirketinin ve bazı Amerikan Bankalarının da Cavidea adlı videotext sistemleri olmuştur.
Bütün bu uzaktan erişim ile gelişen yönetim şekli 1980 li yılların sonuna doğru batı toplumlarında yeni bir elektronik gelenek ve kültür oluşturmuştur. İnternetin 1990 lı yılların başında yayılması ile birlikte batı toplumları bu elektronik kültüre hızla adapte olmuşlardır ve bu içeriklerini kendi DNS ülke uzantılı (host) larına yükleyerek internet kullanıcılarının hizmetine açmışlardır.
Fransa’ da videotext ağı projesinin başladığı yıllarda France Telecom Genel Müdürü’ nün bir konferansta bizzat kendisinden duyduğum MİNİTEL terminallerinin ücretsiz mi yoksa ücretli mi müşterilere dağıtılması sorulduğunda hiç tereddütsüz ‘ücretsiz vererek kullanıcı sayısını artıralım’ demesini hatırlarım. Hatta Fransa’da bugün İnternete ilginin az olmasının nedenini Fransızların kendi Minitel ağının gelişmesini örnek göstererek biraz da ironik bir şekilde İngilizce’ ye karşı duydukları antipati nedendir diye bilinir.
Bizde ise o yıllarda sayıları batı Avrupa ülkelerinde sayıları on binler ile ölçülen İÇERİK SAĞLAYICILAR sayısı bizim deneysel de olsa TELEBİLGİ servisi üzerinden değil PTT tarafından başka tüzel ve kişiler üzerinden sunulmasına yasal zorunluktan dolayı mevzuatlar nedeniyle müsaade edilmiyordu. O zamansebze-meyve fiyatları Ankara sebze halinden alınıyor, belirli günleri kutlama şeklinde bilgisayarlara yükleniyor ve az sayıda Telebilgi kullanıcısının hizmetine sunuluyordu. Bir de TOBB ye bütün Türkiye’deki tahıl borsa merkezleri bilgilerinin yükleneceği bir tahıl borsa programı hazırlamıştık.
Türkiye’de Videotext altyapısının kurulamamasının İÇERİK SAĞLAYICI kavramına yapmış olduğu etki gibi bir diğer altyapı da ilk kez akıllı bir ağ yönetim sistemi ile çalışan paket anahtarlamalı veri haberleşme ağı olan TURPAK ağı yeni bir gelişme olarak ortaya çıkmıştır.
O zaman ki PTT nin yüz akı olan TURPAK projesi sunmuş olduğu X.25/ITI/SDLC/API protokolları ile tamamen veri ve bilgi bankalarına erişim standartlı olarak kullanılan ve internetin alt yapısını oluşturacak içerik sunulmasını sağlayacak önemli bir proje olarak görülebilir. Gerçekten de veri bankalarının bağlanabileceği önemli bir altyapı olan TURPAK ağına 64Kbps-2 Mbps hızlarında erişim yapılabiliyor ve daha sonraki yıllarda ise halen de önemli bir oranda kullanılmakta olan Frame Relay ağları ve daha sonra ATM ağları da bu altyapılar üzerinden verilebiliyordu.
Peki bütün bu doldur-boşalt (store and forward) ağları kurulmasına rağmen bu ağların müşterileri düşük hacimli anlık trafik yaratan loto, emniyet, jokey kulübü, bazı hastane …vs kuruluşarı bu ağa bağlandılar.
CONTENT ciler yani İÇERİKCİLER hala ortada yoktular. Biz TURPAK da İÇERİKCİLER mi TURPAK abonelerinin artmasını bekleyecekler yoksa TURPAK aboneleri mi artacak da İÇERİKCİLERİ bekleyecek derken düşük hacimli veri aktarma standartı ile çalışan kuruluşlar ağ altyapısına bağlanmaya başladılar.
Bu durum ülkede İÇERİK sunulması ile ilgili olarak çok şaşırtıcı bir durum ortaya çıkarmıştır. Çünkü hala bugün de olduğu gibi o zaman da İÇERİK e yönelik ne bir yasa ne de bir ticari sözleşme hukukuna dayalı yasal bir sistem vardı Türkiye’ de. (Bu arada Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in geçtiğimiz ay kişisel verilerin korunmasına yönelik yasa tasarısının bu sonbaharda TBMM den geçeceğini Stockholm’ da yapılan AB Adalet Bakanları toplantısında söylemiş olduğunu ifade edelim.)
Bu yıllarda Türk Telekomüniasyon A.Ş' nin de maddi kaynak ile desteklediği ve elemanlarının katıldığı TÜBİTAK öncülüğünde çoğunluğunu akademisyenlerin oluşturduğu bir ekibin hazırladığı önemli bir çalışma raporu sonucu yayınlanıyordu. Bu raporun sonucu bizlerinde katılımı ile zamanın Cumhurbaşkanı olan Sayın Süleyman Demirel' in de öncülüğünde düzenlenen bir katılımla köşkte verilen bir yemek ile duyurulmuştu. Raporun ismi TUENA idi. Yani TÜRKİYE ULUSAL ENFORMASYON ALTYAPISI. Bu raporun içerik ile ilgili dünyadaki uygulamaları gösteren önemi bir tablonun 5 inci bölümündeki ‘var olan içeriklerin sayısallaştırılması’ ve 6. Bölümdeki ‘ içerik sektörünün ulusal enformasyon altyapılarına bağlanması için mali destek’ bugünkü İnternet yaşamımızda da üzerinde durulması en büyük sorun olarak neden en az (binde 32.7) host sayısına sahip olduğumuzun gerekçesi olarak günümüzün en büyük sorunu olarak ortaya çıkmaktadır. Tablonun bütününe bakıldığında içerik ile ilgili çok geniş yorumlar 1999 yılında hazırlanan TUENA raporunda dile getirildiği görülecektir.

Tablo: TUENA Raporunda İÇERİK ile ilgili vurgulamalar. (1999)
Öncelikle kişisel verilerin korunmasına yönelik 2002 /58/EC numaralı Avrupa Birliği dokümanına yönelik bir yasal düzenlemenin hemen çıkarılması gerekiyor ki içerik ile ilgili her türlü haklar koruma altına alınabilsin.
Peki, iyi bir İçerik Servis Sağlayıcı alt yapısını kurma için nelerin başarılı olarak uygulanması gerekiyor. Bunları da aşağıda veriyorum.
Yüksek Çözünürlüklü Televizyon yani HDTV
Üç boyutlu sayısal Yüksek Çözünürlüklü Resim (3D HD)
İnternet ve Televizyon Yakınsaması (Convergence)
Interactive Televizyon (ITV)
PetaSite Library ( 11 Petabyte lık kütüphaneler)
Audio Content
Sağlık Kütüphaneleri (Hastane Veri bankaları)
Eğlence ve Turizme yönelik içerikler
Film, Video kütüphaneleri
Sayısal Müzeler (Bütün eserler 3 boyutlu olarak laser tarayıcılar ile taranarak oluşturulmalı)
Eğitim kurumları birbirleri ile interaktif olarak haberleşerek içeriklerini paylaşıma açmalı.
Günümüzün gelişmiş toplumlarında ağ üzerinden sunmak üzere içerik hazırlanması bir ELEKTRONİK KÜLTÜR geleneği olarak ortaya çıkmıştır. Bu gelenek hemen ortaya çıkmaz ve bugünden yarına hemen çözülecek bir husus da değildir. Onun için yabancı literatürde bulunan CONTENT IS KING yaklaşımı içinde bütün kamu ve sivil otoritelerin özellikle yeni yeni oluşmakta olan IPTV ve 3G-4G altyapıları ile yeni nesil ağlar (NGN) bağlamında CONTENT/İÇERİK hazırlanması seferberliğine katılacağı çalışmaların hemen başlatılması gerekiyor.
İçerik sunmadaki en büyük göstergemizin İnternet üzerindeki host sayımızın ne kadar olduğu ile ilgilidir. Bu oranları aşağıda veriyorum. (Pocket World in Figures, The Economist, 2009)

Binde 32.7 ne anlama geliyor. Türkiye' nin nüfusu 75 Milyon ise bunun binde 32.7 si 2.452.500 eder.
Yani 2.452.500 adet sunucu Türkiye'de İnternet'e bağlı demektir. Her bir sunucunun ortalama disk kapasitesi ortalama en iyimser tahmin ile (!) 1 Terabyte olsun. O halde Türkiye internete toplam 2.452.500 Terabyte lık bir bilgi sunumu yapmaktadır. Bunun ne kadarı resim ne kadarı yazı karakteri olduğu araştırma konusudur. Bu rakam ABD için yaklaşık 30 kat daha fazla 60.452.500 Terabyte olduğunu tablo bize söylemektedir. Mısır' ın ise bizim onda birimiz kadar yani 245.250 Terabyte lık bir bilgiyi internete sunduğunu söylebiliriz. Bu rakamlar tabi ki ülkelerin kendi host yani ülke içindeki sunucular için geçerlidir. (Rakamlarımızın küçüklüğünü, hep bizim toplumsal olarak kitap okuma istatistikleri ile karşılaştırırım. 2 Ağustos 2009 tarihli Hürriyet gazetesinde verilen Türkiye'nin kütüphanelerinde bulunan kitap sayısı olan 13 Milyon ile Bulgaristan'ın üçte biri, Japonya'nın %14 ü, Fransa'nın %21 i, ABD nin %12 si kitap okurken bizim binde 1 kitap okumamızla karşılaştırabilir miyiz?)
Peki Türkiye'deki bu toplam (2.425.500 Terabyte) lık disk kapasitesindeki verinin toplam band genişliğine (ADSL, 3G, GPRS, EDGE, KABLO MODEM, Uydu erişimi...vs) oranı nedir? Genişband sayısı 5 736. 619 (OECD istatistiği 2009) + Mobil Erişim (62.000.000)+ Wi-Fi (?) band genişliği hesaplanarak bir oranlama yapılarak fikir edinilebilir. Bu hesabın yapıldığı takdirde bandgenişliğinin daha yüksek çıkacağını tahmin edebiliriz.)
3G gibi geniş band altyapı sistemlerin devreye girmesi içeriğe ulaşmadaki rahatlamayı getirecek ama hangi içeriği alacak sorusu MVNO (Mobile Virtual Network Operator) gibi servislerin hızla devreye girmesi ile sağlanarak abone başı gelir olan ARPU değeri artırılabilir. Unutmayalım ki telekomünikasyon sistemlerinde port satımından elde edilen ortalama gelir %21 iken servis sunumu ile geriye kalan %79 luk gelir elde edilerek en yüksek ARPU değerine ulaşılır.
S.Vedat KARAARSLAN
|