ARAŞTIRMACILAR VE SORUNLARI KONULU RAPORUMUZU OKUDUNUZ MU?
TELEPATİ’YE EMPATİ / Tarih: 2010-09-25
TELEPATİ’YE EMPATİ
 
Fazlı KÖKSAL
 
Sektör yayıncılığı zordur. Yalnızca bir sektöre hitap edersiniz. Okuyucunuz genellikle sektör çalışanları –daha doğrusu orta ve üst düzey yöneticileridir- Yayınınızı sürdürmek için gerekli reklamı da sektör şirketlerinden almak zorundasınızdır. Hatta sektör yayınları genelde satılmazlar dağıtılırlar. Dolayısıyla tek gelirleri reklamdır. Reklam verenlerle iyi geçinmek zorundadırlar. Genelde, sektörü çok iyi tanırlar, şirketlerin artılarını eksilerini çok iyi bilirler. Ama bildiklerini çoğu kez yazamazlar. Yazarlarsa reklam alamazlar, yayınlarını sürdüremezler.
 
Sektör yayıncılığı için yaptığımız bu genel değerlendirmeyi, Telekomünikasyon/Bilişim sektörüne yönelik yayın yapan yayın organları için de yapabiliriz. Ama telekomünikasyon sektöründe kalem oynatan kişiler genelde hem zeki hem de dürüsttürler. Söyleyeceklerini gerektiğinde net ama satır aralarında söylerler. Okuyanlarda genelde eleştirileri anlarlar ve kendilerine çeki düzen verirler.
 
Telekomünikasyon sektöründeki en eski dergilerden birisidir TELEPATİ. Genel Yayın Müdürü Merih IŞIN da sektörde neler döndüğünü iyi takip eden zeki ve yetenekli bir yayıncıdır. Aylık bir dergi olan TELEPATİ’nin yazarları, düzeyli, konusuna vakıf ve Türkçe’ye hakim kişilerdir. Özellikle, sektörün hukuki sorunları konusunda her ay düzenli yazı yazan Av.Tolga İŞMEN Bey’in yazılarından çok şey öğrendiğimi ifade etmek zorundayım. Bazı sektör dergilerinde görülen, hatır için yazdırılan yazılara, reklam almak için yapılan röportajlara TELEPATİ’de pek rastlamazsınız . Sektörle ilgili kalem oynatanlar içinde Türkçe duyarlılığı en yüksek iki kişiden birisidir Merih IŞIN (Diğeri Yurtsan ATAKAN)
 
TELEPATİ’nin Eylül ayında, Sayın Merih IŞIN’ın “Türk Telekomünikasyon A.Ş., Öngörüşlülük ve Gerçekler.” Başlıklı, çoğu görüşlerine katılmadığım bir yazısı yayınlandı.Bu yazıyı, TELEPATİ’nin yayın şartları, reklam ihtiyacı, Türk Telekom’un reklam politikası gibi hususları da göz önünde bulundurarak EMPATİ ile okumaya çalıştım. Ve görüşlerimi sizinle paylaşmak istedim.
 
Söz konusu yazının ilk paragrafı şöyle;
 
Türk Telekomünikasyon A.Ş. 2006.da resmen özelleşene kadar neler söylendi, neler yazıldı. Kısaca bir hatırlayın o günleri. Özeleştirmenin geciktiğinden ya da yapılmaması gerektiğinden, veya değerinin çok altında özelleştirildiğinden, personel politikasıyla iş istihdamına vurduğu sekteye kadar almadığı eleştiri kalmadı. Bugünlerde hala dedikodusu yapılmakta. Adındaki Türk’ten sahibinin kim olduğunun bilinmediğinden tutun da, yeni şirket alımlarındaki yolsuzluk iddialarına kadar.”
 
Bu eleştirilerin tamamını biz de yaptık. Yapıyoruz. Sayın Işın burada bir tespit yapıyor. İddiaların doğruluğu veya yanlışlığı konusunda bir değerlendirme yapmıyor. Ama ben biliyorum ki, bırakın diğer konuları , Türk Telekom’un TÜRK kelimesini kullanmasını/ kullanabilmesini Sayın IŞIN da kabullenmemiştir.

 

Merih IŞIN yazısına şöyle devam ediyor;

“Bu arada Türk Telekom; önce, yeni sahibinin öngörüsü ile ülkeye uyum sağlayacak politikalar belirledi. İnsan kaynakları politikasını yeniden düzenledi, kıyafetlerinden eğitimlerine kadar çok ciddi bir mücadele verdi. Teknolojinin gelişmesine paralel yatırımlarını yeniledi, fiyat ve hizmet politikalarını güncelledi. Bunları yaparken, yapılan satış sözleşmesinde sözlü ve/veya yazılı olarak almış olduğu garantileri kullandı hatta kullanmaya devam ediyor. Belki bunlar, telekom sektörünün gerçek anlamda özelleşmesini de geciktiren unsurlardan sayıldı ama, gelinen noktaya bir bakın: Türk Telekom 2 yıldır Türkiye’nin en değerli markası seçiliyor ve şirket “Ülkem için değer” kampanyası başlatıyor. Son kullanıcı hala fiyatlarda yakınıyor ancak, sabit telefonda gelinen noktaya bakarsanız, görüşme bedelleri 10da 1e düşmüş. Telefon abone müracaat kuyrukları artık yok ve abonelik işlemlerinizle ilgilenen bölge müdürlüklerinin yanı sıra, binin üzerinde modernleştirilmiş Türk Telekom dükkanları hizmetinizde. Dahası, birçok işlem İnternet üzerinden halledilebiliyor ve eskiden olmayan çağrı merkezi hizmet kalitesi ortalamanın üzerinde. Evimize, işyerimize alarm hizmetini bile Türk Telekom’dan alabilir hale geldik. Türk Telekom, 9 şirketi ile bir telekom grubu olarak ülkemize hizmet getirmekte ve uluslararası düzeyde saygın bir konuma gelmiş durumda. Tüm Dünya, sırf bu nedenle bizi konuşur, bizi kıskanır halde. ………..Sosyal sorumluluk projelerine ve Hükümetimizin ARGE ve yaygın geniş bant İnternet politikasına verdiği desteğin bir göstergesi olarak, her ilçeye bir İnternet sınıfı uygulaması başlatıyor ve ülke coğrafyasının her noktasında Türk Telekom ilköğretim okulları açıyor. Hazineye aktarılan vergi ise, Türk ekonomisinde büyük bir itici güç yaratıyor.”

 
Sayın IŞIN’ın yazısındaki bu bölüme katılmamız mümkün değil. Evet derginin yaşaması için reklama ihtiyaç olduğunu biliyorum. Ama çoğu abartılı, önemli bir bölümü de hatalı olan bu değerlendirmeleri biraz zorlama ile yapılmış gibi geldi. “Sabit telefonda gelinen noktaya bakarsanız, görüşme bedelleri 10da 1e düşmüş” değerlendirmesi gerçeği yansıtmıyor. Bayi ağının iyileştirildiği doğru. Ama o ağı kamunun yetersiz imkanlarıyla, güçlükleriyle hayata geçirenler mi önemli iş yapmışlardır ?Yoksa bayilere makyaj yapanlar mı? Sabit Telefon abone sayısının sürekli düştüğü bir şirkette kuyruklar mı olacaktı? Türk Telekom’un çoğunluk hisselerinin Oger Telecom tarafından devralındığı 14.11.2005’den bu yana nasıl kötü yönetildiğini, “TÜRK TELEKOM’UN ÖZELLEŞTİRİLMESİ- Bir “Talan”ın Hikayesi” başlıklı raporumuzda ayrıntılarıyla belirttik. Eğer Sayın IŞIN bu raporu kamuoyuna tanıtacağımız basın toplantısına (22.09.2010 günü Saat 14.00 de) teşrif ederse, bu değerlendirmelerin küçümsenmeyecek bir bölümünün hatalı olduğu konusunda O’nu ikna etme fırsatını bize vermiş olur.

Sayın Işın Yazısının son bölümünde BTK’ya haklı bir eleştiri yönetmiş;
 
Ülkemiz telekom sektörünün hala gerçek bir serbest düzene geçememesinin ana nedeni olarak Türk Telekom’un politikaları gösterilmekte ama, bu da çok doğal değil mi? Bir rekabet ortamı var ve yeni şirket elindeki kozları yasal çerçevede sonuna kadar kullanmaya çalışıyor. Burada, yüklenilmesi gereken taraf, Ulaştırma Bakanlığı, Telekomünikasyon Kurumu ve Rekabet Kurumu olmalı. Hükümet politikası, düzenleme ve denetleme ve düzgün rekabeti sağlamakla yükümlü birimler, gereğini yapmak durumunda. Bir maçta futbolcu herkesin gözü önünde faul yaparsa, hakem düdüğünü çalmak zorunda. Çalmazsa, hakemin notu düşürülür.”

 

Evet Hakem görevini yapmalı. Gerektiğinde , faul de çalmalı, kırmızı kart da göstermeli. Hakemin notu da düşürülmeli. Ama hakemi atayan kurula sırtını dayayarak, faul yapmayı alışkanlık haline getiren, centilmenlikten haberi olmayan futbolcuya hoşgörü ile bakmayı sürdürmeli miyiz?


Keşke Türkiye’de herkes günde iki gazete, haftada/ayda 4-5 Dergi , birkaç kitap alacak okuma alışkanlığında ve maddi güçte olsa da,hiçbir yayın kuruluşu, reklamlarla,ilan tahsisleriyle, siyasi kararlarla hayatını idame zorunda kalmasa. Yayıncıların, reklamverenler karşısındaki ezikliği sona erse. Gazeteciler inandıkları şeyleri rahatça yazabilseler. Ne iyi olurdu değil mi?


TELEPATİ Dergisi Genel Yayın Müdürü Sayın Merih IŞIN'dan bu yazıya bir cevap geldi..

Sayın IŞIN'ın cevabı aşağıda bilginize sunulmuştur.

Hocam selamlar,

Yazınıza bayıldım. Teşekkür ederim. Teşhislerinize; dergiyi ve beni tanımlamanıza da hayran oldum. Ama kırıldım; Eleştiriken; Telepati'yi haber yapmak ya da açık destek vermek için, bugünü mü beklediniz?
Avrupa Gazeteciler Derneği tarafından "Yılın En İyi Teknoloji Dergisi" seçildiğimizde nerdeydiniz?

Telekomünikasyon Kurumu'nun altın madalya ile ödüllendirildiği ITU organizasyonun hazırlanmasından bitişine kadar, ülkenin tek yazılı medyası olarak etkinliğe verdiği destek üzerine almış olduğu "Teşekkür Beratı"nda,

TDK'nın, Türkçemize verdiğimiz destekten ötürü dergimize verdiği "Teşekkür Beratı"nda,

BSA'nın, korsana karşı verdiğimiz mücadeleden ötürü, Superonline'ın kendi grup medyası olmasına rağmen 10.yıl özel organizasyonunda "Türk İnternet"ine verdiği desteklerden ötürü tek yazılı medya ödülünü dergimize verdiği zaman neredeydiniz?

Türk Telekom'u, Bakanlığı, Kurum'u, Rekabet Kurumunu, GSM operatörlerini yerden yere vurduğumda, bütün STK'lerden çeşitli destekler istediğimizde neredeydiniz?

Biz, önce Ulaştırma Bakanı tarafından mahallenin delisi ilan edildik. Şimdi de sizin tarafınızdan politikacı.

Tabi öyledir. Herşey beğenildiği gibi giderken, kimse eleştirmez, teşekkür hiç etmez. İstenilmeyen birşeyler varsa, hemen müdahale eder. Hem de istediği gibi. Ama olumsuz eleştri yapma hakkı, olumlusunu da yapabilenlerindir. Dergimizin gündeme gelmesi için, beni iyi tanıyanların inanmayacağı yazılar mı yayınlamak zorundayız? Doğruları 16 yıl israrla savunduk, deli olduk, eleştrildik. Politikacı olduk, eleştrildik. Ne zaman destekleneceğiz?

Saygılarımla.

Merih Işın

Telepati

Bu Makale 133 defa okunmuştur.
4046'DAKİ DEĞİŞİKLİKLER
İZ BIRAKAN PTT’CİLER (1) TALAT P
KAR AĞLIYORDU !.
FRANSA’NIN TAVRI VE İHALELER…
MOBBİNG OLGUSUNUN HUKUKİ DEĞERLE
BİLGİ ÇAĞI BİREYİNİN BAŞI BULUTA
ÇET, SMS ve MSN DİLİ YA DA KAYBE
RÜŞVET
ŞEHADETİNİN 93.YILINDA MİLLİ ŞE
PROF.DR.ÜMİT ÖZDAĞ: KÜÇÜK TAVUK…
İLK TÜRKÇE TELGRAFIN 156. YILDÖN
NEDEN SAYISAL UÇURUM ?
TÜRKÇE.TÜRKÇ.. TÜR….T…..
HEBA EDİLEN BİLGİ VE BİLGİLİ İNS
TÜRK TELEKOMUN ÖZELLEŞTİRİLMESİ
MAHKEME KAPILARINDA
ÖZELLEŞTİRMELERDEN SONRA CARİ AÇ
YASALAR-ARAŞTIRMACILAR.
ZAMANA YENİLMEK
MANASTIRLI HAMDİ’Yİ UNUTMA
MAKALELERİN TAMAMINI GÖRÜNTÜLE
 
  Copyright © 2006-2011 Telekomcular Dernegi
Web sitesinde yer alan yazi,resim ve materyaller izinsiz kullanilamaz,kopyalanamaz!