Bir öğretmenler gününü daha kutlayacağız.
Öğretmenliğin ne kadar zor, çileli ve önemli bir görev olduğundan bahsedeceğiz. Atatürk Başöğretmenimizdi diyeceğiz… Kutsal kitabımızın “oku” emriyle başladığını söyleyip, bizi okutan öğretmenlerin ne kadar kutsal görev yaptığı üzerine nutuklar atacağız…
Çocuklara şarkılar söyleteceğiz: Öğretmenim canım benim, canım benim. Seni ben çok, pek çok severim. Sen bir ana, sen bir baba….
Çocuklarımız, Öğretmenine alacağı hediyenin telaşına düşecek… Onların heyecanı bizi de saracak, hediyeler alacağız…
Büyük kentlerde, üst ve orta gelir grubundaki insanların yaşadığı mahallelerindeki okulların Öğretmen Odaları çiçek bahçesine dönecek…
Köy öğretmenleri ise bir kır çiçeği alırsa mutlu olacak…
Öğrencileri öpmek için ellerine sarıldıklarında gözyaşlarını tutamayacak öğretmenlerimiz… Çalışanıyla, emeklisiyle…
Öğretmenlerimiz 24 Kasım’da gerçekten mutlu olacaklar…
Ama 25 Kasım sabahı uyandıklarında, o rüya bitecek… Türkiye’nin, eğitimin, öğretmenin sorunlarıyla yüzleşecekler yeniden..
Denetim Kurulu Başkanımız Fazlı KÖKSAL’ın ONLARA ÇOK ŞEY BORÇLUYUZ başlıklı yazısını okumak için TIKLAYINIZ
|