Kırgızistan'da geçici Maliye Bakanı Temir Sariyev, özelleÅŸtirilen Kırgız Telekom ile elektrik dağıtım ÅŸirketlerini geri aldıklarını belirtti.
Meclis binasında hükümeti kurma çalışmalarında bulunan geçici hükümetin Maliye Bakanı Temir Sariyev, yaptığı açıklamada, özelleÅŸtirilen ÅŸirketlerin tekrar devletin himayesine alındığını ve elektrik ve ısınmaya yapılan zamların iptal edildiÄŸini açıkladı. Asya Universal Bankası, Issık Göl Bankası, Kırgızistan Kredi Bankası, Manas Bankası ve Akıl Bankası çalışmalarının 7 gün süreyle durdurulduÄŸunu belirten Sariyev, bu banka hesaplarının gözden geçirileceÄŸini ve yurt dışına paranın kaçırılması için bir tür önlem aldıklarını ifade etti. Ülkenin bütçe kanununda da deÄŸiÅŸikliklerin yapılacağını anımsatan Sariyev, maliye bakanlığının çalışmalara baÅŸlayacağını kaydetti. Bu arada ülkenin kuzeyinde bankalar bugün açılmazken, döviz büroları da çalışmıyor. Geçici BaÅŸbakan Roza Otunbayeva da, üstü kapalı yapılan ihalelerin aydınlatılması için çalışma grupların kurulacağını ve son dönemde iÅŸgal edilen kurumların revize edileceÄŸini kaydetti. Bu geliÅŸmeyi biz, Kırgızların MankurtlaÅŸmaya Hayır demesi olarak algıladık…
MANKURT KİMDİR; Mankurt ve MankurtlaÅŸma deyiminin telaffuzu ve anlamı dünyanın hemen bütün dillerinde aynıdır. Bu kelimeyi dünya diilerine kazandıran kiÅŸi ise çağımızın en büyük romancısı, destan diliyle yazan Kırgız Türk’ü Cengiz Aytmatov’dur. Cengiz Aytmatov,“Gün Olur Asra Bedel” (Gün Uzar Yüzyılı Olur) romanında yer verdiÄŸi bu deyim bir Kırgız efsanesinde geçmektedir. Efsaneye göre Kırgızların komÅŸusu ve can düÅŸmanı olan Juan-Juanlar son derece gaddar ve acımasızdırlar. Juan-Juanlar , her fırsatta komÅŸu kabilelere, oymaklara baskınlar düzenlemekte bu saldırı ve baskınlarla ortalığı cehenneme çevirip; yakıp yıkmakta, yaÄŸmalamaktadırlar. Bütün bunlarla da yetinmeyip alıp götürdükleri genç tutsakları MankurtlaÅŸtırarak ölünceye kadar kendilerine köle yapmaktadırlar. Juan-Juanlar ’ın geliÅŸtirdikleri özel bir metot vardır. Esir gençlerin önce kafa derileri yüzülür; yeni kesilmiÅŸ deve derisinden bir parça alınarak esir gençlerin baÅŸlarına dikilir. Gençler, baÅŸlarını yere sürtmesinler diye de boyunları bir aÄŸaç kütüÄŸü ile saÄŸlamlaÅŸtırılır. Elleri baÄŸlı, aç susuz kızgın güneÅŸin altında bırakılan gençlerin baÅŸlarına dikilen taze deve derisi, güneÅŸ altında kuruyup çekildikçe dayanılmaz bir acı verir. Alttan gelen kıllar, kalın deve derisinden geçemeyerek geri döndüÄŸünde esir gençler için derilerinin yüzülmesinden daha büyük yeni bir iÅŸkence baÅŸlar. Gençlerden çoÄŸu bu iÅŸkenceye ve acıya dayanamayarak ölürler. Ancak; bütün iÅŸkence ve acılara karşısında ÅŸuurunu kaybetmenin dışında hayatta kalabilenler de vardır. Hayatta kalabilen kiÅŸi artık bir “Mankurt”tur. Kim olduÄŸunu, soyunu, anasını, babasını, çocukluÄŸunu bilmeyen gencin efendisine baÄŸlılığından ve onun emirlerini yerine getirmekten baÅŸka hiçbir gayesi yoktur. İşte, Nayman Ana Efsanesi de geçmiÅŸini unutan, ailesini, mensup olduÄŸu milleti ve kendi deÄŸerlerini bilmeyen, bedeniyle efendisinin buyruÄŸu altına girmiÅŸ, efendisine hizmetin ötesinde yaÅŸama gayesi olmayan Yolaman adlı bir gencin ve annesinin dramı anlatılmaktadır Juan-Juanlar’lar , Nayman Ana’nın yetiÅŸkin oÄŸlu Yolaman’ı tutsak edip götürmüÅŸler ve MankurtlaÅŸtırmışlardır.. OÄŸlunun yaÅŸadığını öÄŸrenen Nayman Ana, onu bulup geri getirmeye kararlıdır. Nayman Ana, cins devesi Akmar' a binerek bozkırda günlerce evladını arar. Nihayet onu bulur. Yolaman, efendisinin develerini gütmektedir. Efendisinin getirdiÄŸi azıkla beslenen oÄŸlunu gören Nayman Ana’nın içi parçalanır. OÄŸlunu yalnız yakalama fırsatı bulan Nayman Ana onu baÄŸrına basar. Ona; adını, kendisini, babasını, boyunu, soyunu anlatmaya çalışır: ''Adını hatırla oÄŸlum. Mankurt deÄŸilsin sen, Yolaman'sın. Babanın adı Dönenbay, babanı hatırla. Beni hatırla ben senin annenim'' der. OÄŸul, boÅŸ gözlerle bakar Nayman Ana’ya. Hiçbir ÅŸey hatırlamaz. Hiç bir tepkide bulunmaz. Nayman Ana, karnında taşıdığı, canından bir parça olarak doÄŸurduÄŸu, emzirdiÄŸi, büyüttüÄŸü, nice acı ve sevinçlerinin meyvesi olan biricik oÄŸlunun böyle bir saman çuvalı gibi hissiz oluÅŸu ve hareketsizliÄŸi karşısında kahrolur. Çaresizdir. ÇocukluÄŸundaki gibi ninniler söylemeye baÅŸlar oÄŸluna. Mankurt oÄŸul, etkilenir bu ninnilerden. Nayman Ana ümitlenir, heyecanlanır. Bu durum birkaç gün devam eder. Ancak, oÄŸlunun efendisine yakalanır bir gün Nayman Ana. Efendi, kesin emir verir kölesine: “Karşısına çıkacak yabancı kim olursa olsun onu öldür” der. Nayman Ana’nın son gördüÄŸü oÄŸlunun kendisine doÄŸru yönelttiÄŸi yay ve ok olur. Köle, efendisinin buyruÄŸunu yerine getirmekte bir an bile tereddüt etmeden oku, annesinin kalbine saplar.
Kırgız Halkı; Batının dayatmalarına baÅŸ kaldırdı… SömürgeciliÄŸe, YolsuzluÄŸa, ÖzelleÅŸtirmeye, Hayır dedi… Kısacası MANKURTLASMAYA HAYIR dedi…
Biz, 19 Mayıs 1919’da, 23 Nisan 1920’de 29 Ekim 1923’de batının kafamıza geçirdiÄŸi deve derilerini parçalamış atmıştık… O deri parçalarının kalıntılarından birisini de 74 yıl önce bugün, 09.04.1936 tarihinde parçalamış ve yabancıların elindeki İSTANBUL TELEFON ŞİRKETİNİ devletleÅŸtirmiÅŸtik.. Ama 11 Kasım 1938’den sonra MankurtlaÅŸtırma yavaÅŸ yavaÅŸ yeniden baÅŸladı… Biz kafamıza geçirilen derinin acısını en çok Türk Telekom özelleÅŸince hissettik… Ama inanıyoruz ki; bir gün Kırgız KardeÅŸlerimizin basiretini biz de göstereceÄŸiz….
|