Özlem Çelik’in Akşam Gazetesinde yayınlanan haberine göre şimdi de ithal avukatlar daha doğrusu hukuk büroları gündemde.
CNN Türk’ün haber sitesinde Ahu Özyurt bu konuyu işledi;
“ Üzerinde çalışılan tasarı büyük ve uluslararası hukuk bürolarının Türkiye’ye girmesine özgürlük tanıyacak.
Gerçi yabancı hukuk büroları Türkiye’nin çok da yabancı olduğu bir fikir değil. Seksenlerin ikinci yarısından beri White and Case isimli dev hukuk bürosu Türkiye’de faaliyette. Son dönemde ABD’de yıllarca “Lobici” olarak bilinen DLA Piper, Kinstellar Danışmanlık ve ünlü İngiliz Hukuk firması Clifford Chance de ofisler açtılar.
Yabancı Hukuk büroları şu muafiyetlere sahipler:
* Yerli şirketler kadar vergi ödemiyorlar, KDV’den muaflar.
* Yerli avukatlık ofisleri reklam ve ilan veremiyor ama yabancıların internet sitelerinde aracılık ettikleri büyük anlaşmaları, satınalmaları duyurmaları serbest.
* Türk avukat istihdam ediyorlar ama tıpkı Borsa’daki “Bıyıklı Yabancılar” gibi onları Londra’da istihdam ediyor gösteriyorlar ve kazançlarından kesinti yapılmıyor. Yani devlet vergi kaybına uğruyor.
* Girdikleri piyasada küçükleri yaşatmıyorlar. Örneğin İngiltere merkezli hukuk büroları Almanya’da neredeyse yerel hukuk ofisi bırakmadı. Bütün küçükleri satın alıyor ya da sektör dışına itiyorlar.
* Ülkenin önemli sektörlerindeki satınalma, birleşme, özelleştirme gibi işlemlere doğrudan müdahil oluyorlar. Bu süreçte küçük şirketlere yaşam hakkı tanımıyorlar.
Barolar Birliği Başkanı Ahsen Coşar, uluslararası hukukta kabul gören “Arbitrasyon” yani uzlaşma metodunun Türkiye’ye gelmesini destekliyor ve yabancı hukuk büroları ile özellikle ticari davaların sürelerinin kısalacağını savunuyor.
Ama bir ülkenin hukukunu 20 tane özelleştirme, on tane büyük satın alma için İngiliz Hukuk şirketlerine emanet etmeli miyiz?
“Türk ekonomisi büyüyor, burada para var buraya dükkan açalım” diyen yabancı hukuk firmaları bu kadar ayrıcalığa sahip olmalı mı?
İngiliz hukuku bu kadar iyiydi de koca Hindistan niye izin vermiyor başta İngiliz olmak üzere yabancı şirketlerinin ülkesinde ofis açmasına? O ülke ki, kurucusu Gandhi bile İngiliz hukukundan yetişmedir...”
İthal Muz’la Başladı,
İthal Sermaye,
İthal Yönetici,
İthal Doktor,
İthal Hemşire,
Derken sırada ithal Avukat,
Bu Furya nereye kadar devam edecek;
İthal Polis?
İthal Hakim?
İthal Asker?
İthal Politikacı?
İthal Erkek?
Aslında günümüz Liboşlarının Fikir Babası 19. Yüzyılın Liberali Abdullah Cevdet bunların nihai hedefin o zamanlar açıklamıştı: “Bu milleti adam etmek için Batıdan damızlık erkek ithal etmeliyiz”…
Bu gelişmelerin hiçbirine tepki göstermeyen toplum, iş o aşamaya gelirse tepki verir mi dersiniz?
Gerçi, bu furya devam ederse “İthal Erkek”e de ihtiyaç kalmaz, çünkü milletin iğfali tamamlanmış olur…
|