ARAŞTIRMACILAR VE SORUNLARI KONULU RAPORUMUZU OKUDUNUZ MU?
TÜRKİYE İNTERNETE 16 YIL ÖNCE NASIL BAĞLANDI? / Tarih: 2010-01-18

TÜRKİYE’YE İNTERNETİN GELDİĞİ YIL YAŞANMIŞ OLAYLAR

Türkiye İnterneti içinde bulunduğumuz haftada 12 Nisan 2009 tarihinde 16. yılını doldurmuş olacak. Bu yazı 12 Nisan 1993 tarihinden yaklaşık 1 hafta öncesine kadar süren daha önce yazılmamış ve yaşanmış bir anekdotu anlatmaktadır.

O yıllarda adı PTT olan günümüzün Türk Telekomünikasyon A.Ş de Data Transmisyon Grupları kendi rutin işleri yanında ‘ her tür teknik konunun‘ da gönderildiği bir Başmühendislik olarak çalışmaktadır. Data Transmisyon Grupları, tarihsel ilişikilerimiz dolayısıyla bütün haberleşme ve posta hizmetlerinde etken bir dil olan Fransızca (Courant Porteur) dilinden bizim dilimize geçen Kuranportör (Çoklu taşıyıcı) birimlerindeki 2 Mbps lık PCM sistemleri içinde bulunan iki adet 64 Kbps hızındaki data kanalının bir grup uzman kişi ile kurulması ve işletilmesi amacıyla kurulmuştu.

Bir kullanıcının telefon araması yapması için gerekli olan şebeke (kablo alt yapısı), repertitör (kabloların telefon santrallarında uçlandığı binalardaki bölümler), telefon santralı, kuranportör (tek bir aramanın çoklama yöntemi ile diğer aramalar ile birlikte grup haline getirildiği), radyolink (illerin birbirlerine bağlantısını sağlayan sistemler ve uydu sıralamasındaki hiyerarşi gibi çalışanların da bu hiyerarşiye bağlı olarak şebekecinin repertitör çalışanı ile repertitör çalışanının santral çalışanı ile santral çalışanının kuranportör çalışanı ile devam eden sistem tartışmaları olağan sayılmaktadır.

Diğer bir deyişle hangi devre hangi devrede sonlanıyorsa ilgili kısımlarda çalışan personel birbirleri ile sistemlerde oluşabilecek arızaların kimin tarafından giderileceği veya tespit edilebileceği endişesi her teknik elemanın insani duygularının ortaya çıkarmış olduğu gerçeklerdir.

Data devresi kullanıcları telefon kullanıcılarına bugün de olduğu gibi pek benzemez. En ufak bir kesinti veya gecikme yaptıkları işin ticari ise gelire, emniyet ise güvenliğe, finansman ise bankacılık ve borsaya kadar uzanan bir yelpazede hep devrelerine öncülük verilmesini doğal olarak PTT den isterlerdi. Öyle ki bugün dahi olmayan bazı haklara sahip olarak devre kesintilerinde kendilerine kesinti süresinin belirli bir yüzdesi olarak geri ödenmekteydi. Ancak bu aboneler zaman zaman kendi arızalarının da bu hatlardan kaynaklandığını kendi müşterilerine açıkladıkları bilinmekteydi.

Hatta bazı bankacılar daha da ileri giderek ‘ para çekme makinelerinde para bitince, PTT hatlarında arıza var’ mesajını para çekme makineleri (ATM) görüntülerini verdiklerini itiraf etmişti.

Bu şartlar altında çalışan Ankara Data Grubuna 9. Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’in Başbakan olduğu yıllarda TÜBİTAK’ın bağlı bulunduğu Başbakan Yardımcısı Merhum Erdal İnönü’nün bir data devresinin kurulmasını çok acil olarak istediği bilgisi Ankara Data Grubuna ulaşması ile adeta bir telaş yaşanmaya başlanmıştı. Araştırmalarımız sonunda devrenin ABD nin New York kentine gideceği ve yurt içinde dahi senkronizsyon, kablolar üzerindeki zayıflama..vs gibi sorunlar yüzünden zor çalıştırılabilen bir hız olan sayısal özellikli 64 Kbps nin önce bizimle standartları aynı olan Kanada’ya buradan da ABD nin önce New York kentine sonra da Virginia eyaletindeki NSF (National Science Foundation) a gideceğini tespit ettik. Türkiye ile Kanada standartları aynı (CCITT, (E1) 2.048 Mbps, A law) olduğu için devre önce Kanada’ya 64 Kbps olarak gidecek ve daha sonra Kanada ile ABD arasında 56 Kbps ye (CCITT, (T1) 1. 544 Mbps, M law) inerek NSF e bağlanacaktı.

Bu araştırmamızın hemen ertesi günü devrenin Türkiye’de sonuçlanacağı uç olan ODTÜ’ den iki öğretim üyesi bizimle görüşerek PTT nin değişik birimleri ile 1 aydır çalıştıklarına ancak sonuç alamadıklarını söylediler. İnternet, bizim de abonesi olduğumuz o yılların çok popüler dokümantasyonu olan New Jersey’ de yayınlanmakta olan DATAPRO adındaki dergilerde çok detaylı olarak açıklanmaktaydı.

Devrelerin süresinde kurulması ve işletilmesine yönelik yaklaşımlar günümüzde SLA (Service Level Agreement) seviyesinde hala bütün telekomünikasyon operatörleri için bir sorun olarak tüketicilerin lehine çıkarılacak regülasyonlar ile sağlanabilmektedir.

Sonuç olarak teknik yönden incelediğimizde devrede bir saat (clock) sorunu olduğunu bu nedenle o yıllarda Avrupa’da bile birkaç ülkede verilebilen bir sayısal hız olan 64 Kbps lik devrenin Kanada ucu ile senkronize olamadığını tespit ettik. Bu tespitten sonra hala Türk Telekomünikasyon A.Ş de neredeyse %80 oranında kullanılan Teletaş PCM sistemlerine bir saat (clock) devresi ilave edilmesi ile devre senkronize hale geldi ve çalışmaya başladı. Türkiye artık İnternet’ e bugün bir kullanıcının erişim hızının neredeyse otuzda bir olan 64 Kbps lik bir hız ile ABD’ nin Tübitak benzeri bir kuruluşu olan NSF e 12 Nisan 1993 tarihinde bağlanmıştı.

İlk yurt dışı İnternet bağlantısının üzerinde zaman zaman yavaşlama olma nedeninin Kanada-ABD arasındaki 56 Kbps hız çevriminden kaynaklandığı akademisyenlerin de katıldığı toplantılarda ciddi olarak tartışılmıştır. TCP/IP gibi bir protokole karşı neden bizim ulusal bir protokolümüzün olmadığı ve İnternet kullanıcılarının zamanla artacağı endişesi ile çevirmeli hat (dial-up) kullanıcılarının aboneliklerinin o zaman ki PTT tarafından neden yapılmadığı tartışmaları da hep bizim bugün hatırlayabildiğimiz ayrıntılardır.

Paket anahtarlamalı ağların ülkemizde gelişmekte olduğu bu dönemlerde en fazla X.25 protokolu mu kullanılsın yoksa IBM in Avrupa ülkelerinde bazı ağ temelli sistem ihalelerinde rekabeti bozucu yöntemlerle kabul ettirmeye çalıştığı ve sonunda rekabeti bozması nedeniyle mahkemelere düşen SNA/SDLC mi olsun tartışmalarına ilaveten, günümüzde kimimizin şura, kimimizin kongre, kimimizin kurultay olarak adlandırdığı 1992 yılındaki bir Bilişim Kurultayında sunulan ‘Açık Sistemler TCP/IP Protokolu’ konulu bildiri her ülkenin kendine has bir ulusal bir protokol belirlenmesine yönelik kaygıları ortadan kaldırdı. TCP/IP açık bir protokol olarak uluslararası düzeyde tescil edilmişti. Bu sorun, ABD de 1980 yılından bu yana DARPA (Defence Advanced Research Project Agency) tarafından kurulan ARPANET ( Advanced Research Projects Agency Network) ağı üzerinde yapılan denemeler ile TCP/IP nin Üniversitelerde Kurulu bulunan UNIX veya BSD UNIX altyapılı sistemlere uyumlaştırılması ile günümüze kadar gelen bir uyumlaştırma süreci ile tamamen ortadan kalkacaktı. Üçüncü dünya ülkelerinde sahibi olmayan ağ diye tarif edilen İnternet, bu yıllardan sonra gerçek sahibi olan ABD tarafından konulan standartlar ile tüm dünyaya yayılmaya başlayacaktı. Sonuçta Paul BARAN ile başlayan ' nükleer saldırılara karşı haberleşmenin sürekliliğini sağlayan (survivable) 'paket anahtarlamalı' yöntemi ile çalışan ve ABD ordusunun gizli evrakları en kısa yoldan, kesintisiz iletişimini sağlayan ARPANET ağı İNTERNET olarak herkese açık (public) konuma gelmeye başlamış oldu.

İnternetin ilk yıllarında kullanıcıların ağa erişimi için en fazla kullandığı yöntem olan Çevirmeli kullanım, günümüzde hala bazı Türki Cumhuriyetlerinde olduğu gibi %95 oranında kullanılan ancak yeni WiMax teknolojisinin uygulaması ile herkesin internete bağlanacağı bir teknolojik atılımla bizi geçebilecekleri bir eski yöntem olarak o yıllarda PTT bilânçolarında çok önemli bir gelir kalemi olarak yerini çoktan almıştı. Ancak sorun İnternete bağlı bir kullanıcının tesis ücretini alamayan bir kuruluşun gelir kaybı endişesi ve 1968 yılında FCC nin ABD deki AT&T şirketinin tekelini ortadan kaldıran Carterfone Kararı gibi telefon şebekesine bağlanacak cihazlara serbestlik getiren bir mahkeme kararına, bizim 1992 yılında dahi sahip olamamamızdı. Bu dönemler, o yıllarda telefon hatlarına bağlanacak her türlü faks, modem, video uygulamaları cihazları ancak ve ancak PTT nin müsaadesine bağlı olarak yapılabiliyordu. Sonunda çevirmeli hat kullanılarak internete erişim aboneliğinin PTT tarafından yapılması, yasal zorunluluk olması nedeniyle tüm taraflarca kabul edilmiş oldu.

Türkiye’de akademik dünya dışında ilk uluslar arası bağlantının yapıldığı 1993 yılında İnternetin mutfağında mı arka planında mı dersiniz ne derseniz deyin tartışılan konular bunlardı.

İnternetin geldiği ilk yıl olan 1993 den bugüne kadar ki gelişmeler Gilder’ in band genişliği konusunda yaptığı ‘ her 4 ayda bir iletişim sistemleri kullandıkları band genişliğini ikiye katlar’ şeklindeki öngörüsü, yine ünlü bir yaklaşım olan Moore yasasındaki ‘ her 18 ayda bir mikroişlemciler gücü ikiye katlanır’ öngörüsü ile bugüne kadar başarıyla gelmiştir. Sonuç olarak evrensel İnternet ağı Metcalfe’nin öngördüğü gibi ‘kullanıcı sayısının karesi ile doğru orantılı olarak büyüyerek 'bugünkü 'Terabit' ler seviyesine kadar ulaşmıştır.

Tüm bu süreçler içinde yaşanan TURNET ve TTNET altyapılarının oluşturulmasında Türkiye İnternetinin mutfağında yaşananlar ise daha sonraki yazılarda anlatılacaktır.

S. Vedat KARAARSLAN

NOT VE KAYNAK:

1. Yazıda bahsi geçen öğretim üyeleri halen akademik dünyada çalışmaktadır.
2. İnternetin ilk bağlantısından 5 gün sonra 8. Cumhurbaşkanı Merhum Turgut Özal 17 Nisan 1993 tarihinde vefat etmiştir.
3. Türkiye Bilişim Derneği 9. Ulusal Bilişim Kurultayı (14–17 Eylül 1992, İstanbul)

 

Bu Makale 125 defa okunmuştur.
4046'DAKİ DEĞİŞİKLİKLER
İZ BIRAKAN PTT’CİLER (1) TALAT P
KAR AĞLIYORDU !.
FRANSA’NIN TAVRI VE İHALELER…
MOBBİNG OLGUSUNUN HUKUKİ DEĞERLE
BİLGİ ÇAĞI BİREYİNİN BAŞI BULUTA
ÇET, SMS ve MSN DİLİ YA DA KAYBE
RÜŞVET
ŞEHADETİNİN 93.YILINDA MİLLİ ŞE
PROF.DR.ÜMİT ÖZDAĞ: KÜÇÜK TAVUK…
İLK TÜRKÇE TELGRAFIN 156. YILDÖN
NEDEN SAYISAL UÇURUM ?
TÜRKÇE.TÜRKÇ.. TÜR….T…..
HEBA EDİLEN BİLGİ VE BİLGİLİ İNS
TÜRK TELEKOMUN ÖZELLEŞTİRİLMESİ
MAHKEME KAPILARINDA
ÖZELLEŞTİRMELERDEN SONRA CARİ AÇ
YASALAR-ARAŞTIRMACILAR.
ZAMANA YENİLMEK
MANASTIRLI HAMDİ’Yİ UNUTMA
MAKALELERİN TAMAMINI GÖRÜNTÜLE
 
  Copyright © 2006-2011 Telekomcular Dernegi
Web sitesinde yer alan yazi,resim ve materyaller izinsiz kullanilamaz,kopyalanamaz!