Türk Telekom’un özelleştirmesinin mahkemelerden dönmeden gerçekleştirilebilmesi için tekel durumunun ortadan kalkması, PSTN (sabit telefon) hizmetlerinin rekabete açılması gerekiyordu. Tansu Çiller döneminde bu yapılmadığı için özelleştirme mahkemeden döndü. 57.hükümet bunun için üst kurul oluşturdu ama ömrü yetmedi. AKP hükümeti bu durumu aşmak için Türk Telekom’un uydu haberleşme merkezi Türksat ile Kablo TV hizmetlerini TT'den ayırarak TÜRKSAT adıyla ayrı bir şirket kurdu. ve Anayasa mahkemesine verdiği özelleştirme savunmasında TÜRKSAT'ın haberleşme altyapısının hazır olduğunu yakında yine devlet eliyle bu şirket üzerinden uydu ve kablo tv yanısıra PSTN hizmetlerinin de verilerek TT ile rekabet ortamının sağlanacağını belirttiler. Anayasa mahkemesi de bu savunma karşısında TT'nin özelleştirilmesine onay verdi. gerçektende TÜRKSAT mevcut teçhizatlarına ilaveten küçük yatırımlarla 2001'den beri Kablo TV ve yüksek hızlı internet hizmetlerinin yanında PSTN hizmetlerini de verebilir. ancak TÜRKSAT işletilmedi geliştirilmedi, geri bıraktırıldı. Türk Telekom’a rakip olmasının önüne geçildi.
TT'yi yüksek bedelle özelleştirmeyi hedefleyen AKP, TT hizmetleri ücret tarifesini 2003 yılında değiştirterek TT gelirlerini artırmaya tabii halkı da soymaya başladı. Abonman ücretini konuşma bedeli olarak alan, tesis ücretini iptal durumunda iade eden ve 80000 personel besleyen TT, özelleştirme öncesi yaptığı atılımlarla tüm olumsuzluklara rağmen çok yüksek oranlarda kar elde edebiliyordu. ama yetinmediler TT karlarını sabitleyerek cazibesini katlamak istediler ve bunun için ücret tarifesini değiştirerek soygun tarifesi haline getirdiler. Şirkethatt-standarthatt-konuşkanhatt gibi tarifelerle çok farklı ücretlendirme uygulaması başlattılar. abonman ücretini (önce kısmen sonra tamamen) sabit ücrete dönüştürdüler. iptal durumunda tesis ücret iadesini kaldırdılar, kontör süreleriyle oynadılar ve TT uçtu. bugün TT müşterileri abone oldukları hiç bir hizmeti kullanmasa bile bir yılda TT’ye 4 trilyon YTL ödemek zorunda, abonelerin kullandıkları hizmetler ise cabası. böyle bir soygun düzeni ortaçağda bile yoktur.
Rakipsiz rekabetsiz özelleştirildikten sonra devlet tekelinden özel tekele dönüştürülen TT, bugün 36000 personelle sabit karlara rağmen vergi listelerinde yok. Bu sabit karların vergisi bile konuşulmuyor konuşturulmuyor yazılmıyor sorulmuyor. o dönemde TT çalışanları adına binbir inci(!) paralayan bazı patronlar ve bakan Binalinin bu hususlar hakkında ne düşündüğünü değil de birgün bunların hesabının sorulup sorulmayacağını merak ediyorum. A tipi lisans alanlar 5 yıldır nerede, hani rekabet. Telekomünikasyon sektörünün sabit telefon hizmetlerinde Rekabet neden bir türlü ihdas edilemedi.
TT özelleştirildiğinden beri 6 yıldır fiilen Tekel. Halbuki 406 sayılı Telgraf ve Telefon kanunu “bir hizmet fiilinde tekel durumunun oluşması durumunda ücret tarifesini Telekomünikasyon üst Kurulu belirler” diyor.
TT teknolojik gelişime ayak uydurmadı, gelişmedi geliştirilmedi ancak karları iç ediyor. teknolojiyi geriden izliyor yatırımları ufak tefek işlerden öteye geçmiyor. TT mevcut telefon şebekesinden mevcut teknolojisiyle 2Mbyte üzerinde bir hizmet veremez dolayısıyla mevcut şebekesiyle TV yayınları veremez. ama TÜRKSAT şebekesi bu hizmetleri vermeye hazır, TURKCELL ise büyükşehirlerde yaptığı F/O şebekeyle yüksek hızlı internet TV ve PSTN hizmeti de verebilir. Borusan Telekom ve A tipi işletme lisansı alan diğer firmalarda katma değerli yatırımlara yöneldi. Ancak yüksek maliyetli yatırımların gelişmesi şebekelerinin yaygınlaşması uzun zaman alacaktır. bunların desteklenmesi tüketici yararınadır.
"Futbol yayın ihalesi" 321 milyon TL'ye satılması çok iyi fiyattır.” deniliyor. bende diyorum ki kandırmacadır. Galatasaray’ın Seyrantepe stadının isim hakkına 100 milyon ödeyen TT naklen yayın ihalesinden 400 milyonumu esirgiyor. biri sadece reklam amaçlı diğeri müşterisi hazır 4 yıllık bir pazar hem de TEKEL. üstelik bir defa alırsan bir daha da bırakmazsın. DigiTürk teknolojisini geliştirerek hizmete sunacak sürümden kazanacak. TT ise milyarlarca dolarlık yatırımı kısa sürede yapmak zorunda kalacaktı. TÜRKSAT mevcut altyapısıyla DigiTürk’e daha ciddi bir rakip olabilirdi ancak TÜRKSAT’ın böyle bir atılımı daha çok TT’yi törpülerdi. önceki naklen yayın ihalelerinde 50 - 80 - 140 milyon gibi lineer artışlar söz konusuydu, ancak bu defa 200-250 gibi bir rakam değil de 321 milyon olması gerçek bir değeri değil aksine gelişen teknolojinin olanakları karşısında "Neden?" diye sorgulanması gereken bir rakamdır. 2003 yılında yapılması planlanmış 3G ihalesi 2009'a kadar ertelenmemiş olsa idi Türkiye internet gelişiminde hem geri kalmamış hem de rekabet nedeniyle daha ucuza internete açılacaktı ancak Telekomünikasyon sektöründe herşey TT için kurgulanıyor. Türkiye bunları sorgulamalıdır.
TT aşkına 3G ihalesini 6 yıl gecikmeli alabildikten sonra altyapısını genişleten yeni teknolojik hizmetler sunmaya hazırlanan TURKCELL ve DigiTürk yada TV-İnternet ve Telefon hizmetlerini aynı hattan, katma değerli hizmet desteğiyle sunan bir işletmeci kısa sürede TT’yi eritir. Arap-Ermeni ortaklığı olduğu iddia edilen Haririnin şirketi ise TT'yi çok kötü yönetiyor. TT'nin yetişmiş kadrolarını kaçırdılar, yeniden yapılandıramadılar. Yurtdışından ve Sıemens - Arçelik gibi şirketlerden yapmak istedikleri aşılar tutmadı. Hariri TT’ye yatırdığı parayı zaten çoktan çıkardı. Hariri reklamı seviyor ama pahalı teknoloji yatırımlarından kaçınarak tatlı kar peşinde gemisini sürdüğüne bakıyor.
|