ARAŞTIRMACILAR VE SORUNLARI KONULU RAPORUMUZU OKUDUNUZ MU?
BAZ İSTASYONLARI IŞINLARI MI KOZMİK IŞINLAR MI / Tarih: 2010-02-28

BAZ İSTASYONLARI IŞINLARI MI KOZMİK IŞINLARI MI DAHA TEHLİKELİ?


S.Vedat KARAARSLAN

Elektromagnetik spektrumun en sağında yüksek frekanslı ve enerjili kozmik ışınlar bulunur. En solunda ise düşük frekanslı ve enerjili ses dalgaları bulunur. Düşük ses dalgaları frekansı spektrum üzerinde giderek yükselerek sırasıyla İnfrared, Laser, Mikrodalga, Radyofrekans, Ultrasound, gibi 'ionize olmayan' dalgalar daha sonra da 'ionize olan' özellikli olan Ultraviole Işık (UV), X ve Gama ve Kozmik ışınları haline gelir. Demek ki düşük frekanslı ses frekansı yükseltilebildiği oranda önce görülebilir ışık daha sonra da uzaydan süzülerek bize her gün milyarlarca adet tanecik olarak gelen kozmik ışınlar da elde edilebilir. Kozmik ışınların da ses oluşturduğunu 1965 yılında kurdukları antenler ile tesadüfen yakaladıkları sinyaller ile şaşıran AT&T Bell Laboratories mühendisleri Arno Penzias ve Robert Wilson tarafından CMB (Cosmic Microwave Background) olarak adlandırılan yayın olmayan bir TV kanalından bize gelen paraziter seslerden de anlayabiliyoruz. Bu paraziter seslere evrenin 13.7 milyar yıl önce yaratılmasından (the big bang) bu yana kalan sesler anlamına 'kozmik senfoni' adı verilmiştir. (105 Desibellik bir sesin bir mumu söndürebildiğini ve geçen aylarda bir batı ülkesinde sesten ışık elde edildiğini hatırlayınız)

Kaynağını yıldızlararası bir manyetik gücün oluşturduğuna inanılan 1020 eV değerine kadar çıkan kozmik ışınların atmosferdeki partiküllere çarparak yüksek enerjili milyarlarca sayıda elektron, gama, pion ve muon gibi sub-atomic parçacıklar (atom altı parçacıklar) oluşturduğu bilinmektedir. Yapılan ölçümlere göre atmosferin her metrekaresine saniyede 100 parçacık çarpıyor. İnsan DNA sına etki yaptığı ispatlanmış olan bu ışınlar, aynı zamanda uyduların ömrünün azalmasına, astronotların kısa uzay yürüyüşü yapmalarına, dünyamızda elektrik şebekelerinin bozulmasına kadar etkili sonuçlar doğurabilmektedir. Milyonlarca yıl önce yaşamış dinozorların ortadan kalkmasına bu ışınların neden olduğu düşünülmektedir. Günümüzde astrolojik etkilerinde bu ışınlar tarafından 'kozmoloji' bilimi çerçevesinde insanları etkilediği de bilinmektedir.




Şekil 1: Frekans Spektrumu

Kozmik ışınlar kadar olmasa da baz istasyonlarının yaydığı sinyallerin tehlikeleri konusunda öyle açıklamalar yapılıyor ki sanki tehlikesiz olduğu varsayılan baz istasyonları her yeri kapsama alanına alacak ancak cep telefonlarını kullanıcıları cep telefonlarını radyasyon tehlikelerinden dolayı hiç kullanamayacak.

Bu nasıl açıklama ve tavsiyedir ki cep telefonları için vardır denilen tehlike baz istasyonları için de imalı olarak vardır denilerek birinden kaçan diğerine mutlaka yakalanır şeklinde açıklama yapılarak ‘bu işin iki tarafı var’ denilebiliyor.

Eğer söylendiği gibi ‘bu işin iki tarafı var’ yani her ikisi de tehlikeli ise birinci tarafta bulunan ‘iyonlaştırıcı özelliği olmayan radyasyon’ mantığına göre çalışan baz istasyonlarına yönelik verilen kararlar alınmasına karşın neden kent merkezlerinde antenleri bir araya toplayacak ‘site sharing’ anlaşmaları yapılamıyor.

İkinci taraf tehlike olarak nitelendirilen kullanıcının cep telefonunu kullanması ile varsayılan tehlikeyi giderecek ne tür yaptırımlar vardır. Bu yaklaşımlara göre gerek baz istasyonlarının gerekse cep telefonlarının yarattığı tehlikeler sonuçta kullanıcılar açısından kime inansak şeklinde bir paranoyaya dönüşerek herkesi rahatsız ediyor. Örneğin INCIRP (International Commission on Nonionzing Radiation Protection) karşılığı bir organ kurulamaz mı?

Yukarıdaki frekans spektrumuna tekrar dönersek İnfrared, Laser, Mikrodalga, Radyofrekans, Ultrasound, Elektrik ve Manyetik Alanlar iyonlaştırıcı olmayan radyasyon özellikli dalgalardır. İyonlaştırıcı olmayan radyasyonun insan sağlığı için zararlı olabileceğine yönelik bir bulguya rastlanmamıştır.

Zararlı olan ışıma, elektromagnetik dalgaların iyonlaştırıcı özelliği olarak, atomlardan ve moleküllerden bir elektron koparılma olayıdır. Enerji yüklü fotonlardan oluşan elektromanyetik dalgalar, çarptıkları cisimlerden elektron kopararak iyonlaşmalarına yol açarlar.




Şekil 2. İyonlaştırıcı Radyasyon. Bir proton atmosferdeki bir molekül ile çarpışarak bozunuyor. Bu bozunmadan ortaya çıkan atom altı parçacıklar (parçacık fiziği) Leptonlar (e(-), e(+), μ (-), μ (+)) bozon (У) ve mezon (П+)

Bu nedenle spektrumdan da görüleceği üzere yüksek akımlı X-ışınları ve Gama ışınları iyonlaştırıcı radyasyon özelliğine sahip olduğu için insan sağlığı için zararlıdır.

Atomların iyonlaşma enerjileri, eV (elektron Volt) birimi ile ölçülür. Kimyasal deneyler Sezyum atomlarından bir elektron koparılması için en az enerji buna karşın Helyum atomlarından bir elektron koparılması için en yüksek enerjiye gereksinim olunduğunu ortaya koymuştur.





Tablo: En düşük iyonlaşma değerli Sezyum ve en yüksek iyonlaşma değerli Helyum

İyonlaştırıcı radyasyon; helyum çekirdeklerinden oluşan alfa, elektron veya pozitronlardan oluşan beta ve elektromanyetik radyasyon olmak üzere üç sınıfa ayrılır.

Kuantum teorisini başlatan Alman bilim adamı Planck' ın (d.1858- ö.1947) adına izafeten adlandırılan Planck sabiti h ve ışık hızı c cinsinden; E=hν=hc/λ’ya eşittir.

Bu formül, kısaca ışıma yapan her cismin yaydığı enerjinin miktarının Planck Sabiti olan 6.6260693 X 10 (üzeri -34) Joule. saniye ile ışık hızının(300.000 saniye/km) çarpımı kadar olduğunu söyler.

Dolayısıyla,

E>24,6 eV (λ<50,4 nm) olan fotonlar ‘iyonlaştırıcı’,

E<3,89 eV (λ>318,8 nm) olanlar da ‘iyonlaştırıcı olmayan’

Radyasyon sınıfına girer.

3,89–24,6 eV aralığında enerjiye sahip olan elektromanyetik radyasyon ise, hedef malzemenin türüne bağlı olarak, iyonlaştırıcı olabilir de, olmayabilir de.

Görünür ışık, 1,77–3,10 eV aralığında enerji taşıyan (λ=700,6–400 nm) fotonlardan oluştuğu için, iyonlaştırıcı değildir.

Öyleyse bir ışımanın iyonlaştırıcı olma özelliği onun (eV ) cinsinden enerji değeri ile belirlenir ki bu ışımanın radyasyon sonucunda oluşturduğu Şekil 2 deki partiküller ile ilgili bir olaydır.

Türkiye için şehir şebekesi frekansı olan 50 Hz; AM radyo yayın frekansı 1 MHz; FM radyo frekansları 100 MHz; mikrodalga fırınlar 2450 MHz; röntgen (X) ışınları ise 1 milyon MHz üzerinde frekans kaynaklarına sahiptir. Cep telefonları 860–920 MHz, DCS sistemleri ise 1800–2200 MHz aralığında çalışmaktadır.

Röntgen ışıması gibi yüksek frekanslarda, elektromanyetik partiküller, kimyasal zincirleri bozmaya (ionizing) yetebilecek enerjiye sahiptir. Bu yüzden röntgen ışınları (X-Işınları), genetik hücre yapısını bozarak kanser ve sakat doğum gibi etkiler yarattıkları yolunda bulgular vardır.

Buna karşın radyo frekansı gibi çok daha alçak sayılabilecek frekanslarda ise partikül enerjileri, hücrenin kimyasal zincir yapısını bozabilecek kuvvette değildir. Bu yüzden radyo dalgaları "non-ionizing" olarak tanımlanır.

İyon ışıması yapmayan radyasyon, hücre yapısındaki kimyasal zincirleri bozamadığından (Bakınız Şekil 2 ) Baz İstasyonlarından yayılan radyasyonun biyolojik etkileri ile X-ışıması yapan röntgen makineleri gibi cihazların yaydığı radyasyon veya nükleer radyasyon arasında hiçbir benzerlik bulunmaz.

O halde baz istasyonlarının yaydığı elektromagnetik ışıma ile birlikte çalışan cep telefonları ile konuşan kişiler ‘iki taraflı ‘ olarak ne kadar tehlikeledirler ve ne kadar tehlikede değiller? tüm bunları bir sonraki yazımda anlatacağım.


Kaynaklar:
1. T.C. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ Esas: 2003/16434 Karar: 2004/971  

Bu Makale 391 defa okunmuştur.
4046'DAKİ DEĞİŞİKLİKLER
İZ BIRAKAN PTT’CİLER (1) TALAT P
KAR AĞLIYORDU !.
FRANSA’NIN TAVRI VE İHALELER…
MOBBİNG OLGUSUNUN HUKUKİ DEĞERLE
BİLGİ ÇAĞI BİREYİNİN BAŞI BULUTA
ÇET, SMS ve MSN DİLİ YA DA KAYBE
RÜŞVET
ŞEHADETİNİN 93.YILINDA MİLLİ ŞE
PROF.DR.ÜMİT ÖZDAĞ: KÜÇÜK TAVUK…
İLK TÜRKÇE TELGRAFIN 156. YILDÖN
NEDEN SAYISAL UÇURUM ?
TÜRKÇE.TÜRKÇ.. TÜR….T…..
HEBA EDİLEN BİLGİ VE BİLGİLİ İNS
TÜRK TELEKOMUN ÖZELLEŞTİRİLMESİ
MAHKEME KAPILARINDA
ÖZELLEŞTİRMELERDEN SONRA CARİ AÇ
YASALAR-ARAŞTIRMACILAR.
ZAMANA YENİLMEK
MANASTIRLI HAMDİ’Yİ UNUTMA
MAKALELERİN TAMAMINI GÖRÜNTÜLE
 
  Copyright © 2006-2011 Telekomcular Dernegi
Web sitesinde yer alan yazi,resim ve materyaller izinsiz kullanilamaz,kopyalanamaz!