ADI HASAN
Emine LALECİ.
Yıl 1985. Åžehirlerarası servisinde gece nöbetindeyim ve saat 01.30 . Nöbetçiler hariç diÄŸer arkadaÅŸlar yatmaya gittiler. Kalan nöbetçiler yapılması gereken bütün iÅŸleri yapmak ve bilmek durumundalar. Kısaca herkes her ÅŸeyi bilmek ve yapmak zorunda. Nöbetçi olduÄŸum servis, arayan abonelerden hem kayıt almak, hem de talep edilen baÄŸlantıyı gerçekleÅŸtirmekle görevli.
O dönemde iletiÅŸim teknolojisi bu kadar geliÅŸmemiÅŸti. Ne cep telefonu, ne çaÄŸrı cihazı, , ne hat, ne otomatik arama, ne de bu kadar yaygın sabit telefon vardı. Arayan kiÅŸiye cevap verdim. Servis numaramı söyleyerek buyurun dedim ve bundan sonra yaÅŸanan olayları aynen aktarıyorum.
- 1288 iyi akÅŸamlar, buyurun.
- İyi akÅŸamlar, dedi genç bir erkek sesi. Sesinden çok üzgün olduÄŸunu hissettim.
- Hacettepe Hastanesi Çocuk servisinden arıyorum bana yardımcı olur musunuz?
Yardım konusu olunca akan sular durmalı
- Tabi ki… sorun nedir ?
- Hanımefendi dün hasta bir çocuk geldi muayeneye. Gerekli tetkikleri yaptık, çıkan sonuç iç açıcı deÄŸil. O çocuÄŸa hemen ulaÅŸmam gerekiyor ama iki gündür ne gelip giden, ne arayıp soran var. Geçen her dakika çocuÄŸun aleyhine iÅŸlemekte. Lütfen yardım edin, bu çocuÄŸu bulalım.
- Peki elinizde hangi bilgiler var?
- Sadece çocuÄŸun adı ve memleketi.
- Nedir bana söyler misiniz?
- ÇocuÄŸun ismi Hasan. Memleketi Yozgat, AkdaÄŸmadeni ve köyü .....
Aradan geçen zaman köyün ismini ve çocuÄŸun soyadını unutmama neden oldu. Åžu an hatırlamıyorum. Ama ismini unutmam mümkün deÄŸil. Çünkü gönül zulama kazınmış o çocuk ve ismi: HASAN.
Ayrıca “Sarı Çizmeli Mehmet AÄŸa” misali bir durum var ortada. Elimde ulaÅŸabileceÄŸim en saÄŸlıklı bilgiler çocuÄŸun soyadı ve köyün adı. Ha bir de bizim çalıştığımız 118 pozisyonlarından abonelerle özel konuÅŸma yapmamız kesinlikle yasak. Bir tarafta bir can, bir tarafta yasaklar… Ne yapmam gerekir? Ben bilerek kuralları çiÄŸniyorum. Bir can karşısında benim umurumda bile deÄŸil alacağım ceza. Yapacağım tek ÅŸey bu çocuÄŸa ve ailesine yardımcı olmak.
O dönemlerde her yerde ve her köyde telefon yok. Sadece Karakollarda veya köy muhtarlarının evinde sabit telefon var. İlk iÅŸ o köyü bulmak ama nasıl? Önce Yozgat santralı aranır… AkdaÄŸmadeni baÄŸlatılır… Oradan köyde telefon olup olmadığı sorulur ve telefon varsa irtibat kurulur. Åžansımız varmış karakolda telefon var. Yetkili birini istiyorum ve olayı anlatarak karakol komutanını da olaya dahil ediyorum. Duyarlı bir insan var karşımda. ÇocuÄŸun adını ve soyadını söylememle birlikte, hemen benzer soyadlı ailelere haber gönderip aile yakınlarını buldurdu ve bana hepsini yazdırdı. Ankara’da kalabilecekleri akraba isimlerini not edip 118 servisinden hepsinin numarasını not aldım.
Gecenin o saatinde rahatsız edeceÄŸim dahi aklıma gelmeksizin elimdeki numaraları teker teker arayıp bu aileyi sordum. Gecenin geç saatinde aranmaktan kimi haklı olarak çok kızdı. Bir kısmı sadece soyadı benzerliÄŸinden aranmıştı. Kimi merak etti ilgilendi, Kimi beni ÅŸikayet edeceÄŸini söyledi. Ama umurumda bile deÄŸildi. Nihayet saatler sonra aradığımı buldum.
Gece saat 03.00 ve nihayet HASAN’ı buldum çok mutluydum. Hemen çocuÄŸu alıp hastaneye gitmelerini, Hasan’ın durumunun çok ciddi olduÄŸunu söyledim. Benim bu kadar telaşım karşısında onlar çok soÄŸuk kanlı olarak, hatta neden rahatsız ettin dercesine geç olduÄŸunu, bu saatte gidemeyeceklerini, çünkü taksi paralarının olmadığını ancak yarın dolmuÅŸ veya otobüsle gidebileceklerini söylediler. Rica ettim, lütfen çocuÄŸunuzun kurtuluÅŸu için hemen gidin, borç bulup gidin, yarın birlikte halledebiliriz dedim.
Bu arada Doktor sürekli beni arayıp olayın hangi safhada olduÄŸunu soruyordu. Hemen doktoru arayıp son geliÅŸmeleri anlattım ve geleceklerini söyledim. Ben nöbetteyim ve onları bekliyorum dedi. ikimiz de çok mutluyduk ve birbirimize insanlık adına teÅŸekkür edip telefonu kapattık.
Ertesi gün ilk iÅŸim Hasan’ı ziyaret etmek oldu. Ellerim, gözlerim ve yüreÄŸim dolu dolu gittim ziyaretine. Doktor geleceÄŸimi biliyordu ve beni Hasanın ailesiyle yolda karşıladılar. Yanına almadılar. Karantinaya alınmıştı ve ancak uzaktan görebildim onu. Hasan kendisine götürdüÄŸüm oyuncakları görünce ne yapacağını ÅŸaşırdı. Ne MENENCİT hastalığı umurundaydı, ne sakat kalacağı, ne de benim kim olduÄŸum. O uzaktan kumandalı arabasıyla bulutların üzerinde uçmaya baÅŸlamıştı bile. Bir insanı mutlu etmek ne kadar kolay…
İşte yukarıdaki resimdeki o parmaklar hepimize insanlık örneÄŸi veren Doktordu, hiç Türkçe bilmeyen Hasanın annesi idi, mahcubiyetinden yüzüme bakamayan Hasan’ın babası idi, bir yıl önce aynı acıları yaÅŸadığı için bu olaya duyarsız kalamayan ve bu öyküyü yazan kiÅŸi idi, diÄŸeri de sevginin taaaa kendisi idi.
Hasan şimdi seni merak ediyorum Nerdesin Nasılsın...
..................................................................................................
SAYIN EMİNE LALECİ’NİN DUYGU YÜKLÜ BU ANISINI OKUYUNCA, "YALNIZ BU NEDENLE BİLE TÜRK TELEKOM ÖZELLEÅžMEMELİ İDİ" DİYE DÜÅžÜNDÜK…
YALNIZCA KÂRI HEDEFLEYEN, ÖZEL SEKTÖR MANTIÄžININ EGEMEN OLDUÄžU BİR TELEKOM ŞİRKETİNDE, HASAN’IN HAYATI İÇİN BİR MEMUR ÇIRPINABİLİR Mİ? ÇIRPINIRSA SONU NE OLUR?
KEÅžKE, HASAN’LAR HEP YAÅžASA.. .
KEÅžKE, SEVGİ HAYATIMIZA EGEMEN OLSA…
|