Türk Edebiyatı’nın ünlü kalemlerinden, romancı, hikaye yazarı, gazeteci Refik Halit Karay da PTT’cidir. 1919-1922 Tarihleri arasında PTT Genel MüdürlüÄŸü yapmıştır. Osmanlı’nın Son PTT Genel Müdürüdür.
Yurtdışındaki bir Türk’ün vatan hasretini anlattığı “ESKİCİ” hikayesi çoÄŸumuzun hafızasında yer etmiÅŸtir. Türkçe’yi çok iyi kullanan bir romancıdır.
Ancak, siyasi hayatı hatalarla doludur. PTT Genel Müdürü İken Ankara ile irtibatl halindeki Manastırlı Hamdi ve bazı Telgrafçıları memuriyetten atmıştır. Yazılarında Milli Mücadeleye karşı çıkmıştır. Bu nedenle “Vatan Haini” olarak yurtdışına sürülen, “150”likler arasında yer almıştır. Atatürk’ün emriyle affedilmiÅŸtir.
HAYATI
İstanbul'da doÄŸmuÅŸtur (1888). Mudurnu'dan İstanbul'a göç etmiÅŸ Karakayış ailesine mensup Maliye BaÅŸveznedarı Mehmed Halit Bey'in oÄŸlu olan Karay, Veznecilerdeki Åžemsü'l Maarif ve Göztepe'deki TaÅŸ Mektep'te okumuÅŸ, bu arada özel dersler almıştır. Galatasaray'a devam etmiÅŸ (1900-1906), ancak okulu bitirememiÅŸtir. Mekteb-i Hukuk'a girmiÅŸ (1907), bir yandan da Maliye Nezareti'nde Devair-i Merkeziye kaleminde katiplik yapmıştır. MeÅŸrutiyet'in ilanından sonra öÄŸrenimini ve katipliÄŸi bırakarak gazeteciliÄŸe baÅŸlamıştır (1908). Önce gündelik Servet-Fünun'da, sonra Tercuman-ı Hakikat'ta çevirmen ve yazar olarak çalışmıştır (1909). Son Havadis adıyla, ancak iki hafta çıkabilen bir gazete kurmuÅŸtur (1909). Hurriyet ve İtilaf Fıkrası'nın iÅŸ başına geldiÄŸi sırada Altıncı Belediye Dairesi BaÅŸkatibi olmuÅŸ (1912), İttihat ve Terakki İktidarınca Mahmut Åževket PaÅŸa'ya suikast olayının ardından muhalefeti tuttuÄŸu gerekçesiyle Sinop'a sürülmüÅŸtür (1913). Oradan Çorum'a, Bilecik'e ve Ankara'ya nakledilmiÅŸtir (1913-1918). Ziya Gökalp ve Ömer Seyfettin'in çabalarıyla İstansul'a dönmüÅŸ (1918), Robert Kolej'de Türkçe öÄŸretmenliÄŸi yapmıştır. Mütareke'de yeniden siyasal atılmış, Hürriyet ve İtilaf Fıkrası Genel Merkez üyesi olmuÅŸtur. Sabah gazetesinin baÅŸyazarı olmuÅŸ, Alemdar ve Peyam-ı Sabah gazetelerinde yazmıştır. Damat Ferit PaÅŸa hükümeti döneminde Posta-Telgraf Umum MüdürlüÄŸüne atanmıştır(1919).
KurtuluÅŸtan sonra Milli mücadele'ye karşı olan yazıları yüzünden Yüzellilikler listesi alınmış ve yurdu terketmek zorunda kalmıştır (1922). Beyrut ve Halep'de onbeÅŸ yıl bir sürgün ve gurbetlik yaÅŸamı olmuÅŸ, Halep'te yayımlanan DoÄŸruyol( 1924) ve Vahdet (1928) gazetelerinin yönetimini üstlenmiÅŸtir. Kabul edilen af kanunuyla yurda dönmüÅŸ (1938), yeniden gazeteciliÄŸe baÅŸlamış, ancak yaÅŸamın sonuna kadar politikaya girmemiÅŸtir.
Yüzellilikler'in affının doÄŸrudan doÄŸruya Refik Halid sayesinde olduÄŸunu ima eden Yakup Kadri, bizzat Atatürk'ün öykülerini ve yazılarını çok sevdiÄŸi Karay'ın yurda dönmesinin saÄŸlanmasını istemiÅŸ ve bir toplantıda içiÅŸleri Bakanı Åžükrü Kaya'ya "Ne yapacaksak yapalım, onun bir an evvel memlekete dönmesinin çaresine bakalım" demiÅŸtir.Åžükrü Kaya yazarın bir sınır karakoluna teslim olması, oradan "nezaketle Ankara'ya gönderilmesi yolunda bir çözüm bulmuÅŸ, ancak Refik Halid bu çözümü kabul etmeyince, af yoluna gidilmiÅŸtir.
YaÅŸamını kalemiyle kazanan Karay, İstanbul'da ölmüÅŸtür (1965).
EDEBİYATÇILIÄžI
Yakup Kadri'nin "uzaktan uzaÄŸa AÅŸk-ı Memnu'daki hoppa ve züppe Behlül'ü andırır halleri" olduÄŸunu söylediÄŸi Refik Halid, ilk yazılarını gündelik Servet-i Fünun'da yayımlamış, Fecr-i Ati topluluÄŸuna katılmıştır. Yakup Kadri'nin Nirvana adlı tek perdelik oyunu yayımladığı 1909 yılında Refik Halid de Zend Avesta baÅŸlığı altında yazdığı bir dizi düzyazı ile dikkat çekmiÅŸtir. KaraosmanoÄŸlu, bu yazılar için ÅŸunları söylemektedir: "Refik Halid o yazılarında alışılmış nesir temlerinden hiç birine yer vermemekte, hep cansız ÅŸeylerden canlı varlıklar gibi bahsedip durmakta idi. Çok ÅŸahsiyetli bir üslubu da vardı ve bunda Edebiyatı Cedide'nin allı pullu süslerinden hiçbir iz gözükmüyordu. Refik Halit bununla kalmıyor, gayet sade bir konuÅŸma türkçesiyle yazıyordu.
Ittihat ve Terakki iktidarını eleÅŸtirdiÄŸi gönderildiÄŸi sürgün yıllarında edindiÄŸi Anadolu İzlenimlerini dili getirdiÄŸi Memleket Hikayeleri'ni Ziya Gökalp'ın yönettiÄŸi Yeni Mecmuada yayımlamıştır (Ocak-Ekim 1918). Bu öyküler, Millî Edebiyat ve Sade Lisan akımlarının geniÅŸletip benimsenmesinde önemli bir rol oynamıştır.
GazeteciliÄŸe hiç ara vermeyen Karay, yurt dışında gitmek zorunda kaldığı sürgün yıllarında ise Gurbet Hikayeleri'ni yazmıştır (Tan gazetesinde yayımı Aralık 1938-Nisan 1939).
ESERLERİ.
Hikaye:
Memleket Hikayeleri (1919), Gurbet Hikayeleri (1940).
Roman:
İstanbul'un İç Yüzü (1920-Sonraki basımda İstanbul'un bir yüzü), Yizidin Kızı (1939), Çete (1939), Sürgün (1941), Anahtar (1947), Bu Bizim Hayatımız (1950), Nilgün (3Cilt:Türk Prensesi Nilgün (1950), Mapa Melikesi Nilgün (1950), Nilgün'ün Sonu (1952), tek cilt 1960), Yer Altında Dünya Var (1953), DiÅŸi Örümcek (1953), Bugünün Saraylısı (1954), 2000 Yılının Sevgilisi (1954), İki Cisimli Kadın (1955), Kadınlar Tekkesi (1956-İki Cilt), Karlı DaÄŸdaki AteÅŸ (1956), Dört Yapraklı Yonca (1957), Sonuncu Kadeh (1957), Yerini Seven Fidan (1977), Ekmek Elden Su Gölden (1980), Ayın On Dördü (1980), Yüzen Bahçe (1981).
Mizah ve Hiciv:
Sakın Aldanma İnanma Kanma (1915), Kirpi'nin Dedikleri (1916), Ago Paşa'nın Hatıratı (1918), Ay Peşinde (1922), Tanıdıklarım (1922), Guguklu Saat (1925).
Fıkralar:
Bir İçim Su (1931), Bir Avuç Saçma (1939), İlk Adım (1941), Üç Nesil Üç Hayat (1943), Makyajlı Kadın (1943), Tanrıya Åžikayet (1944).
Oyun:
Kanije Müdafası ve Tiryaki Hasan PaÅŸa (Müfit Ratip'le, oynandı, basılmadı), Deli (1929).
Anı:
Minelbap İlelmihrap (1946), Bir Ömür Boyunca (1990).
|